Zahide Ulusoy
2011 yılında koçlukla tanıştım ve ilk koçluk görüşmelerimi yapmaya başladım.
25 yıl boyunca Fransız bir ilaç şirketinde, kurumsal hayatın içinde yer aldım. Bu süreçte edindiğim kurumsal deneyimi; bireysel ve kurumsal profesyonel koçluk tecrübemle birleştirme fırsatı buldum.
Yaklaşık 12 yıl boyunca koçluğu, hem kurumsal dünyanın bir parçası olarak hem de koçluk mesleğinin içinden biri olarak deneyimledim. Bu çift perspektif; yöneticilerin, liderlerin ve kurumların gerçek ihtiyaçlarını derinlemesine anlamamı sağladı. 2020 yılında ICF tarafından PCC unvanı aldım.
2023 yılında kurumsal kariyerimi sonlandırarak, koçluk temelli liderlik gelişimi alanında tam zamanlı çalışmaya başladım. Bugün; kurumsal tecrübem ile koçluğu harmanlayarak koçluk temelli liderlik eğitimleri, profesyonel koçluk eğitimleri, yönetici koçluğu ve koç mentorluk hizmetleri sunuyorum. Koçluktaki niş alanım; özellikle Yönetici Koçluğu ve Koç Mentorluğudur.
Çalışmalarımda kurumların ve bireylerin vizyonlarını netleştirmelerine, değişimi bilinçli ve sürdürülebilir biçimde yönetmelerine eşlik ediyorum. Etki alanı yüksek olan yönetici ve liderlerle çalışarak, bireysel dönüşümün organizasyon geneline yayılmasına katkı sağlamayı önemsiyorum.
Akademik olarak Sosyal Psikoloji alanında doktora çalışmalarımı sürdürmekteyim. Aynı zamanda Bursa Hevadis Gazetesi’nde insan, liderlik ve dönüşüm temalı köşe yazıları yazıyorum.
Temel amacım; insanların içlerindeki potansiyele temas etmek, bu potansiyeli fark etmelerine ve hayata geçirmelerine alan açmak. Bunu yaparken, bireyin dönüşümünün kurumun gelişimine hizmet ettiği bütünsel bir yaklaşımı merkeze alıyorum.
Çalışmalarımda son yıllarda özellikle İşlevsel Akıcılık (Functional Fluency) ve TIFF (Temple Index of Functional Fluency) yaklaşımını da entegre ediyorum. İşlevsel Akıcılık; liderlerin ve yöneticilerin davranış repertuarlarını fark etmelerini, hangi ego durumundan hareket ettiklerini ayırt etmelerini ve özellikle stres altında verdikleri otomatik tepkileri dönüştürmelerini sağlayan güçlü bir psikolojik çerçeve sunuyor. TIFF ise bu farkındalığı ölçülebilir ve somut veriye dayalı hale getirerek gelişim alanlarını görünür kılıyor.
Bu yaklaşım pratiğimde üç önemli katma değer yaratıyor:
Birincisi, liderlerin “niyetleri” ile “yansıttıkları etki” arasındaki farkı net biçimde görmelerini sağlıyor.
İkincisi, 360° geri bildirim süreçlerini daha derinlikli ve davranış temelli bir zemine oturtuyor.
Üçüncüsü ise gelişimi soyut bir kavram olmaktan çıkarıp, gözlemlenebilir davranış değişimi üzerinden takip edilebilir hale getiriyor.
Özellikle yönetici koçluğunda; aşırı kontrol, aşırı uyum ya da geri çekilme gibi işlevsiz örüntüleri fark ettirerek; yerine işlevsel sınır koyma, yapılandırma, destekleme ve yetişkin modunda anda ve farkında karar alma kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyorum. Böylece liderin içsel dengesi güçlenirken, ekip üzerindeki güven ve psikolojik emniyet de artıyor.
İşlevsel Akıcılık ve TIFF; Sosyal Psikoloji altyapım ile birleştiğinde, bireysel farkındalığı organizasyonel kültür dönüşümüne bağlayan bilimsel ve sistemik bir köprü işlevi görüyor. Bu da benim yaklaşımımı yalnızca gelişim odaklı değil, aynı zamanda davranış bilimi temelli ve sürdürülebilir kılıyor.